PsikiyatriOnline

ahmetozbek
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün27
mod_vvisit_counterDün226
mod_vvisit_counterBu Hafta653
mod_vvisit_counterBu Ay2267
Santa
Psikotik Bozukluğun Tedavisinde Bir Yaklaşım Denemesi
Prof.Dr. Mustafa Yıldız tarafından yazıldı    Makale No:51
Cuma, 24 Ekim 2008 02:15  PsikiyatriOnline
smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

 Kitaplarda hastalıkların oluşum mekanizmaları, klinik görünümleri ve tedavileri ayrıntılı olarak anlatılır. Çoğunda doyurucu bilgi de bulunabilir. Ancak günlük yaşam içerisinde kitaplarda yazdığından farklı durumlarla da karşılaşılır. Öyle durumlar ortaya çıkar ki çözümü ancak sizin o andaki çözüm yeteneğinize bağlı olarak geliştirdiğiniz yöntemlerle gerçekleştirebilirsiniz. Zor anlar yaşandığı, zaman kaybına neden olunduğu, hatta mali kayıpların söz konusu olduğu durumlarla karşılaşmak olasıdır.

Kitaplarda hastalıkların oluşum mekanizmaları, klinik görünümleri ve tedavileri ayrıntılı olarak anlatılır. Çoğunda doyurucu bilgi de bulunabilir. Ancak günlük yaşam içerisinde kitaplarda yazdığından farklı durumlarla da karşılaşılır. Öyle durumlar ortaya çıkar ki çözümü ancak sizin o andaki çözüm yeteneğinize bağlı olarak geliştirdiğiniz yöntemlerle gerçekleştirebilirsiniz. Zor anlar yaşandığı, zaman kaybına neden olunduğu, hatta mali kayıpların söz konusu olduğu durumlarla karşılaşmak olasıdır.

Burada kendi pratik uygulamalarımdan bir örneği paylaşarak klinisyenin zor durumlar karşısında kendine özgü daha pratik yöntemler geliştirmesine katkıda bulunmak istedim.

HIZLI ESARET: Manik dönemin tedavisi

Baba muayenehaneme geldi. Kızının üniversite yıllarından başlayan bir rahatsızlığı olduğunu, tedaviyle iyileşebildiğini, bu nedenle kimseye de durum hakkında bilgi vermediklerini, bir evlilik olduğunu, üç ay gibi kısa bir süre sonra da evliliğin son bulduğunu, mahkeme olayının devam ettiğini söyledi. Şu anda resmi bir kurumda çalışan kızı son dört gündür hiç uyumuyor, sürekli konuşuyor, anneyi babayı suçluyor, evin penceresinden aşkını aradığını bağırarak söylüyormuş. Son üç yıldır ilaç kullanmadan idare eden kızı bu haliyle ne tedaviye ikna oluyor ne de yatıştırılabiliyorlarmış. Benden eve gelip kızının tedavisine yardımcı olup olmayacağımı sordu, ben de olabileceğimi söyledim. Bu noktada zorla hastaneye getirilebilme olasılığını da konuştuk, fakat bunun kendileri için zor olacağını söyledi. Ben normalde psikotik dönemde olan bir hastanın evde bakımı konusunda isteksiz davranırım, pek taraftarı da olmam. Ancak zor durumda olan bir hasta var ve aile yardım talep ediyor. Bir kurban bayramını evden çıkmayarak ve hastasını evden çıkarmayarak geçiren ailenin durumu elbette hızlı yardımı gerektiriyordu.

Baba kızının çalıştığını, fakat çok verimli bir çalışmasının olmadığını söyledi. Acaba kızı şizofreni hastası mıydı kaygısı da vardı. Kendisi önemli bir devlet dairesinde çalışıyor, üniversiteden ileri gelenleri tanıyor, fakat bu durumu kimseye açıklayamıyordu. Böylesine özel bir durumu acaba evde çözemez miydik? Benim eve gidip yardımcı olmam aile için neredeyse hayati önem taşıyordu.

Tedavide daha hızlı davranabilmemiz için zuklopentiksol depo ve akufaz iğneleri yazdım, ortaya çıkma olasılığı olan yan etkiler için de biperiden iğne ve tablet yazdım, bu ilaçları enjektörlerle birlikte temin ederek beni beklemelerini söyledim. Adresi aldım ve randevulu hastalarımı gördükten sonra eve gittim.

İlk karşılaşma

 

Kapıyı anne baba ve erkek kardeş birlikte açtılar. Hasta da arkalarında idi. Selam verdim ve kendimi tanıttım. Hasta beni tanımadığını, bu eve hiç yabancı girmediğini, benim neden geldiğimi sordu. Babanın oyunlarıydı bu, kendisini evden çıkarmıyorlar, eve yabancı getiriyorlardı. Benimle bir işinin olmadığını söyledi ve doğrudan odasına gitti. Salona oturduk, anne sıkıntılarını anlatmaya başlamıştı ki, hasta hemen salona geldi. Ağzında yemeği olduğunu, kusura bakmamam gerektiğini, ama ailesinin yanlış bilgi vermesine izin vermeyeceğini söyledi. Günlerdir dışarı çıkmasına izin verilmediğini, bir insana bu kadar zulüm yapılamayacağını, kimi dışarı çıkarmazsanız sonunda bu hale geleceğini söyledi. Sürekli konuşuyordu. Babanın, annenin ve kardeşin konuşmalarına izin vermeden konuşuyor, diğerlerini adeta bastırıyordu. Kendisinin çalıştığı yerde psikolog ve sosyal çalışmacıların olduğunu, onlarla sürekli konuştuğunu, Allaha şükür bir doktora ihtiyacı olmadığını anlatıyordu. Telepati ile terapistlerle ilişki kurup gerektiğinde yardım aldığını, başkaca bir yardıma gereksinimi olmadığını anlatıyordu. Gergin göründüğüne dikkat çekmeye çalıştığımda yine dört gündür kimi kapatsan eve böyle olacağını söylüyordu. Evden çıkarmama nedenleri olarak da yılbaşı için gittiği arkadaşından gelmemesini gösterdiklerini kendisini namussuzlukla suçladıklarını, asıl namussuzun kendileri olduğunu anlatıyordu. Annenin namus konusuna girince anne de bunların doğru olmadığını anlatmaya çalışıyor, fakat hastanın müdahalesi ile sesi kısık kalıyordu. Bu arada baba ve erkek kardeş müdahaleden dolayı anneye kızıyorlardı. Anne üzüldü ve kahve yapmak için mutfağa çıktı. Bizler otururken hasta sürekli ayakta idi. El kol işaretlerini kullanarak konuşuyordu. İsterse oturabileceğini söyledim, karşıdaki koltuğa oturdu.

Isınma gerçekleşti

 

Hasta evlilik öyküsünü ve boşanmasını anlattı. Önümüzdeki ay yeni bir mahkemesi daha olacaktı. Ne için olduğunu sorduğumda yine uzun uzun olayın geçmişini anlatmaya başladı. Ancak mahkemenin ne için olacağını öğrenemedim. Arada anlatacaklarının bundan ibaret olduğunu, kendisinin hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını, esas anne babası ve erkek kardeşinin, bu üçünün tedaviye ihtiyaçları olduğunu söyleyerek susuyordu.

Benim kim olduğumu tekrar soruyor, tanıştığımıza memnun olduğunu, beni bir kardeş gibi sevdiğini söylüyordu. Her şeyi sanki kardeşine anlatır gibi anlatıyordu bana. Ben sabırla dinliyorum, kendisinin nereden bir yardıma gereksinimi olduğunu anlatabileceğimi düşünüyordum. Çok güzel konuştuğunu, birçok şey öğrendiğimi söyledim. Bana güvendiği için teşekkür ettim. Ben de ona güvendiğimi söyledim. Anlaşabilecektik. Kendimin psikiyatri uzmanı olduğumu, babasının ricasıyla buraya geldiğimi tekrar söyledim. Son günlerde uykusunun nasıl olduğunu sordum. Birazcık uyumuştu. Ama yettiğini söyledi. Bir uyku sorunu yaşamadığını belirtti. Anne tekrar araya girerek gece pencereyi açıp aşkımı arıyorum diye bağırdığını söyledi. Baba ve kardeş anneye yine müdahale ettiler. Hasta hemen, evet bağırdığını, çünkü kendisinin dışarı çıkmasına izin verilmediğini söyledi.

Baba erkek kardeşe göz işareti ile bana yakın oturmasını söyledi. Kardeş de gerek olmadığını böylesinin daha uygun olduğunu söyledi. Baba kızdı, anne müdahale etti, üçlü bir tartışma yaşandı kısa bir an. Hasta bana yakın oturmak için koltuk değiştirdi. Ben hiç uyumamış olmasının uygun olmadığını belirttim. Yine eğer bir kişiyi dört gün dışarı çıkarmazsanız elbette böyle olur dedi. Uyku şikâyeti yoktu. Pencereyi açtı, ortalıkta soğan kokusu olduğunu, onun çıkması için açtığını söyledi. İş yerindeki üstün çalışmalarından, arkadaşlarının bunu istediklerinden, bayramda karşı apartmanda oturan arkadaşının çaya davet ettiğinden ama gidemediğinden yakındı. Bir kerelik bile izin vermiyorlardı. Zaman zaman ses tonunu yükseltiyordu. Hem neşeli hem gergin hem de kızgın görünüyordu. Gözleri parlaktı. Otuzlu yaşların başında, beyaz tenli, kumral saçlı olan hasta bakımlı görünüyordu. Kendisine az yemek vermişlerdi, istersem mutfaktan dünkü yediklerini bana göstermek için getirebileceğini söyledi, gerek olmadığını belirttim, mutfakta her şeyin koktuğunu, ortalıkta böcekler dolaştığını söyledi. Normalde sıkça görülen haşerelerdendi bunlar. Annesi babası eve doğru dürüst bakmıyorlardı. Benimle bir işinin olmadığını söyledi ve tekrar çıktı salondan.

Anne hemen yakınmaya başladı, bir türlü düzgün tedavi ettiremediklerinden, babanın olaya çok kızdığından, artık evi dağıtmak istemesinden bahsetti. Yine üçlü bir tartışma yaşandı. Hasta salona girdi. Her şeyi anlattığını, başka neler öğrenmek istediğimi sordu. Epey zamandır oturduğumuzu, konuşacak çok şeyi olduğunu anladığımı, belki saatlerce konuşulabileceğini, ancak bunca konuşmaya rağmen örneğin mahkeme olayını anlamadığımı söyledim. Ne mahkemesi dedi, başka olayları anlatmaya başladı. Saatine baktı, geldiğimden beri tam bir saat geçmişti. Anne ara ara “doktor bey, bu hep böyle konuşur, bakmayın siz onun anlattıklarına” der gibiydi. Ben de aramızda güvenin gelişmesi için sabır gösteriyordum.

Tedaviye ikna zamanı

 

Geldiğimden beri epeyce zaman geçmişti. Şimdi tedaviye ikna için başlasam olasılıkla en azından bir yarım saat daha geçecekti. Artık zamanıdır diye düşündüm. Hasta adeta beni ve ailesini esir almış, sürekli konuşarak kendisini dinletiyordu. Esareti kırmak için artık karşı harekete geçebilirdim. Yaklaşık bir saattir burada olduğumu, kendisini anlamaya ve tanımaya çalıştığımı söyledim. Dört gündür uyumamış olmasının, sürekli konuşmasının, pencereden dışarı bağırmasının hiç de kabul edilebilir olmadığını söyledim. Yine dört gün eve bağlanan bir hayvanın bile böyle anormalleşeceğinden bahsetti. Bir dışarı bıraksınlar bakın nasıl her şey düzene girecekti. Ben de bu haliyle dışarı çıkarılmasının uygun olmadığını düşündüğümü söyledim. Kardeşinin bile kendisiyle dışarı çıkmadığını, hâlbuki çıksalar birlikte kardeş kardeş bir çay içseler ne kadar güzel olurdu dedi. Ben de bunun mümkün olabileceğini söyledim. Nasıl dedi. Şimdiki gerginliği azalsa, düzgün uyumuş olsa, ailesiyle iletişimi iyi olsa, sinirli olmasa neden olmasın, dışarı çıkabilir işine de gidebilirdi. Bunun için ilaç tedavisi gerekiyordu. Hayır, ilaç alamazdı. Buna ihtiyacı da yoktu. Ama beni de sevmişti. Bana söz veriyordu, yarın Pazar günü geçsin, pazartesi günü işe gitsin, o gün benim ofisime gelecek ve konuşma yapacaktı, terapi ise terapi, ilaçsa ilaç. Ama şimdi değil. Ben bunun şimdi olması gerektiği konusunda ısrar ettim. Bu haliyle ne dışarı çıkabileceğini, ne de işe gidebileceğini söyledim. Zaten ailesi de buna izin vermiyordu.

Israrlı olmak ve kararlı olduğunu hissettirmek

 

Bir saati aşkın bir zamandır birlikte olmak ve hastayı dinlemek, gerçekten sabır isteyen bir iş olmakla birlikte, sonuca ulaşmak için hastaya yeterince güven kazandırmış olunması gerekir. Bu düşünce ile artık gemleri ele alarak kararlılığı göstermek zamanıdır diye düşündüm. Kendisine mutlaka tedavi olması gerektiğini tekrar söyledim. O da ısrarla benim ofisime kendiliğinden geleceğini, orada daha ayrıntılı olarak konuşacağını ve tedavi olacağını söyledi. Pazartesi için daha iki gün vardı ve kaybedecek zaman artık kalmamıştı. Aile zor durumdaydı. Aile üyeleriyle normal bir iletişim kalmamıştı. Bu haliyle işe gitmesi de mümkün değildi. Bırakın işe gitmesini dışarı bile çıkmaması gerekiyordu. Bu konuda ısrarımı vurguladım. Mutlaka tedavi görmesi gerekirdi hem de acilen. Küçük bir uyku hapı alabileceğini söyledi. Hayır, uyku hapı ile olacak iş değildi. Hızlı etki için iğne tedavisi gerektiğini söyledim. Asla iğne olmayacağını belitti. İğnelik bir iş yoktu ona göre. Bense iğne tedavisinin işleri çok kolaylaştıracağını, büyük olasılıkla yarın erkek kardeşiyle dışarı çıkıp çay içebileceğini söyledim, işe gidebilecek miyim diye sordu. Yine büyük olasılıkla işine de gidebileceğini söyledim. Yine iğnelik bir işi olmadığını söyledi. Ben bu defa, iki seçeneğinin olduğunu, ya iğne tedavisini kabul edeceğini ya da acilen hastaneye kaldırılmasının uygun olacağını söyledim. Hap alabileceğini belirtti. Ben olmaz dedim. Ya iğne tedavisi ya da hastane yatışı, ikisinden birini kabul etmek zorunda olduğunu söyledim. Birkaç kez yineleyen karşılıklı pazarlıktan sonra iğne tedavisini kabul edebileceğini söyledi. Israrlı olmak ve kararlı görünmenin yararını görecek gibi hissettim kendimi. Başarıya az kalmıştı. Ailenin yüzüne de sevinç gelmişti.

Mutlu son

 

İğne tedavisini kabul eden hastaya odasına geçip hazırlanmasını söyledim. Ben de bu arada babanın almış olduğu iğneleri hazırlayacaktım. Anne ve baba hemen hastayı odaya götürmek istediler. Hasta itiraz etti, onları istemedi, erkek kardeşini kabul etti. Biraz zorla da olsa erkek kardeş hastayı odaya doğru götürdü, ben anne ve babanın salonda kalmalarını istedim. Hasta da onayladı. Anlaşmıştık. Baba hemen dolaptan iğneleri ve enjektörleri çıkarıp bana verdi. Odaya geçtim, odada da ayrı bir ikna tutu atmak zorunda kaldım. Divanı hazırlıyor, yerleri silmeye çalışıyor, divana nasıl uzanacağını sesli olarak anlatıyordu. Yatmadan oturarak yandan kalçasını açtı ve ben de kısa sürede zuklopentiksol depo ve akufaz iğnelerini yaptım. Ne yazık ki baba biperiden almamıştı. Bunun nedenini daha sonra telefonla babadan öğrenecektim. Eczaneden hastanın kimlik numarasını istemişler, baba da vermek istemediği için ilacı almamayı tercih etmişti. Bu olumsuz bir durumdu, fakat babanın kızını hastalık damgalamasından koruma güdüsü olarak karşımıza çıkmıştı. Yapacak bir şey yoktu, antipsikotik ilacı antikolinerjiksiz olarak yapmıştım.

İğneden sonra aile bana biraz daha oturma teklif etti. 14.30 da girdiğim evden 16.15 de çıkmak üzereydim. Baba bu arada bana muayene ücreti olarak anlaştığımız üzere 200 YTL verdi, hasta bunun ne olduğunu sordu, ben de muayene ücreti olduğunu söyledim, üzerinde durmadı. Çok zaman geçmişti. Evde oğlumun beklediğini söyleyerek izin istedim. Anlayışla karşıladılar. Çıktım, asansör beklerken hasta da çıkmaya çalıştı, benim için asansörün gelmesine yardım etmek istiyordu, aile kapıda zor tuttu hastayı.

Eve girerken olumsuz bir karşılama olmasına rağmen hasta konuşmalarıyla beni hemen esir almıştı. Bu hızlı esarete tedavide etkin bir katkı için sabırla katlandım. Mutlu sona ulaşmıştım, yaklaşık bir saat kırk beş dakikalık esaret beklenen sonla bitmişti.

Ayrıldıktan iki saat sonra babayı cep telefonundan aradım, çünkü hastanın durumunu ve kasılma olup olmadığını merak ediyordum. Baba hastanın uyuduğunu söyledi. Akinetonu niçin almadığını sordum ve kimlik numarası nedeniyle almadığını söyledi. Kasılma ve başka yan etkiler olabileceğini, uyanık olmaları gerektiğini, herhangi bir yan etki olursa acile götürmelerinin uygun olacağını söyledim. Baba teşekkürle telefonu kapattı. Pazar günü baba beni aradı ve henüz herhangi bir yan etki olmadığını, hastanın daha sakin olduğunu söyledi. Çok mutlu olmuştum.

Hafta içi Çarşamba günü babanın isteği üzerine tekrar eve iğne yapmaya gidildi. Bu arada Pazartesi geleceğini söylemişti, beklendiği üzere gelmedi. Ancak işine gitmiş ve ertesi günlerde de işinde bulunmuş. Nasıl bir iş performansı gösterdi bilinmez ama en azından iş yerinde olmuş olması da güzel bir başlangıçtı. İğnelerin tekrarı gerekiyordu, baba hastayı bana getiremediği için tekrar eve gitmek durumunda kaldım. Karşılama aynıydı. Ben niçin gitmiştim, yine oyun planlandığı gibi oynanıyordu, kendisinin bir sorunu yoktu, esas tedavi olması gerekenler anne, baba ve kardeşti ve benzeri düşüncelerle yine iyi karşılanmamıştım. İğne yapılması için ikna etmem tam bir saati aldı. Sonunda hastaneye gitmektense ve de yarın işe gidebilmek için iğnelere yine razı olmuştu. Klopiksol akufaz ve depo iğneleri yaptım ve üç gün sonra görüşmek üzere evden ayrıldım.

İkinci iğneden üç sonra baba ve hasta Cumartesi günü muayenehaneye geldiler. Hasta bu kez kendiliğindendi, işlerinin iyi olduğunu, iyi ki iğnelerin yapıldığını, kendisini çok iyi hissettiğini söylüyordu. Şimdi artık normal iletişim kurulabiliyordu. Konuşmak tek yanlı değil, karşılıklı idi. Klopiksol akufaz iğnesini yaptım ve daha sonra sadece kendisinin artık düzenli görüşmelere başlaması için birlikte karar verdik. Bundan sonra planımız haftada bir kez depo iğne yapmak ve görüşmeleri sürdürmekti.

Yorum (0)Add Comment

Yorum Yaz
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
smile
wink
laugh
grin
angry
sad
shocked
cool
tongue
kiss
cry
daha küçük | daha büyük

busy
Son Güncelleme: Salı, 02 Aralık 2008 08:33
 


Prof.Dr. Mustafa Yıldız Cuma, 21 Kasım 2008 tarihinden bu yana bizimle. Diğer makalelerine aşağıdaki dropdown menüden ulaşabilirsiniz.



Kimler Online

 5 misafir online

GİRİŞ / KAYIT

Yeni aktivasyon emaili

PsikiyatriOnline

ahmetozbek