PsikiyatriOnline

ahmetozbek
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün194
mod_vvisit_counterDün240
mod_vvisit_counterBu Hafta1179
mod_vvisit_counterBu Ay1179
Eczacibaşı_Zentiva
Göç ve Ruh Sağlığı
Dr. Nedim Havle tarafından yazıldı    Makale No:52
Cuma, 24 Ekim 2008 02:24  PsikiyatriOnline
smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

 Türkiye’de az gelişmiş bölgelerden iş olanaklarının daha geniş olduğu sanayi ve ticaret merkezleriyle, iklim koşullarının daha elverişli olduğu turizm merkezlerine doğru yoğun bir iç göçün yaşandığı görülmektedir. Yaşanılan bölgenin doğal koşulları, sel baskını, deprem, yerleşim yerinin baraj altında kalması ve terör zorunlu göçe yol açabilmektedir.

Türkiye’de az gelişmiş bölgelerden iş olanaklarının daha geniş olduğu sanayi ve ticaret merkezleriyle, iklim koşullarının daha elverişli olduğu turizm merkezlerine doğru yoğun bir iç göçün yaşandığı görülmektedir. Yaşanılan bölgenin doğal koşulları, sel baskını, deprem, yerleşim yerinin baraj altında kalması ve terör zorunlu göçe yol açabilmektedir.

Doksanlı yıllarda Türkiye’de göç hareketlerinde önemli değişiklikler olmuş, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’nden batıya ve şehir merkezlerine doğru zorunlu bir iç göç yaşanmıştır. 4000’in üzerinde köy, güvenlik gerekçeleri veya çatışmalar nedeniyle boşaltılmış, yaklaşık 2,5 milyon insan göç etmek zorunda kalmıştır. Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde 1990’larda başlayan zorunlu iç göç, sadece sosyo-ekonomik, siyasi ve yasal sorunlara değil, aynı zamanda beden ve ruh sağlığı ve sağlık hizmetlerine erişimle ilgili sorunlara da yol açmıştır. 1990 yılı Genel Nüfus Sayımına göre il ve ilçe merkezlerinin toplam nüfus içindeki oranı % 59.21, köy nüfusunun toplam nüfus içindeki oranı ise % 40.79.dur. 1997 Genel Nüfus Tespitine göre ise il ve ilçe merkezlerinin toplam nüfus içindeki oranı % 65.03, köy nüfusunun toplam nüfus içindeki oranı ise % 34.97’dir. İki ayrı nüfus sayımı sonuçları karşılaştırıldığında Türkiye’de iç göç hareketlerinin devam ettiğini söylemek mümkündür.

Stresli yaşam olayları, önemli sosyal değişiklikler ve kişinin sahiplendiği kültürün tehdit altında olması çeşitli sonuçlara ve ruhsal hastalıklara yol açabilmektedir. Bu durum; göç edenlerin yaşamlarının tehdit altında olduğu bir ortam içinde bulunmalarına, işlerini kaybetmelerine, ekonomik durumlarının kötüleşmesine, toplumsal yaşamlarının bozulmasına, istemedikleri bir göçe zorlanmalarına, göç sonrası kötü koşullarda yaşamak zorunda kalmalarına ve toplumsal desteklerini kaybetmelerine bağlanmıştır. Güvensizlik, ümitsizlik ve bastırılmış öfke duyguları içinde yaşayan göçmenlerin depresif bir zeminde kuşkucu, çekingen, içe kapalı bir davranış kalıbı geliştirdikleri gözlemlenmiştir.

Göç sonrası yaşanan ruhsal çöküntüden en fazla kadınlar ve çocuklar etkilenmektedir. Kadınlar kültürel çatışma, aile rollerinde değişim, aile içi şiddet gibi nedenlerle birçok ruhsal sorunla karşı karşıya kalmaktadır. Çocuklarda ise korku, içe kapanıklık gibi şikâyetlere sık rastlanmaktadır. Göç yaşantısında çevresel değişim genellikle ani olduğundan, bireylerin uyum süreci bu değişimden olumsuz yönde etkilenebilmektedir. Çocuk ve ergenler göç sürecinde yetişkinlerden görece daha fazla risk altındadırlar. Bunun nedeni göçle birlikte gelen ani değişim ve fiziksel-ruhsal büyümeyle aynı anda baş etme zorunluluğudur. Göç eden çocuk ve ergenlerde en sık rastlanan sorunların davranış bozukluğu, kimlik karmaşası, kendine güvensizlik, kaygı bozukluğu, depresyon, altını ıslatma, düşük akademik başarı ve kuşak çatışması olduğu belirtilmektedir.

PSİKOSOSYAL ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Toplum temelli yaklaşımlar bu tür durumlarda sağlık sisteminin önemli bir parçası olmalıdır. Bu yaklaşımların psikiyatrik anlamda hastalanmayı azaltıp psikososyal iyilik hâlini artırması beklenebilir. Psikiyatrik yardım ve bireysel çabaları aşan sorunların varlığında ise sosyal destek ve etkileşimin kişileri güçlendirmede önemli bir rolü olduğu kesindir. Sorunları birçok faktöre bağlı olan göçmenlere yapılacak çözüm önerilerinin de bu boyutları kapsayacak siyasal, hukuksal, sosyal, ekonomik ve psikolojik niteliklerinin olması gerekmektedir. Bunun küçük bir parçasını gerçekleştirebilmek için sağlık hizmetlerinde çalışanlarda, sivil toplum örgütlerinde ve çeşitli kurumlarda zorunlu göç sonucu oluşan psikolojik sorunların tanınmasına ilişkin eğitim ve bilgilendirme çalışmaları önemlidir.

Yorum (1)Add Comment
...
Yazan: Kesim , Ocak 18, 2009
güzel bir yazı ama hastanelerde psikiyatri bölümünden randevu alabilmeniz bile neredeyse imkansız, esasında her bireyin ömründe enaz bir buhran geçirdiği, hele stresli şehir ortamınında bunu tetiklediğini düşünürsek
kötüye kullanım raporlaması
beğenmedim
beğendim
Puanlama: +0

Yorum Yaz
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
smile
wink
laugh
grin
angry
sad
shocked
cool
tongue
kiss
cry
daha küçük | daha büyük

busy
Son Güncelleme: Salı, 02 Aralık 2008 08:34
 


Dr. Nedim Havle Perşembe, 27 Kasım 2008 tarihinden bu yana bizimle. Diğer makalelerine aşağıdaki dropdown menüden ulaşabilirsiniz.



Kimler Online

 5 misafir online

GİRİŞ / KAYIT

Yeni aktivasyon emaili

PsikiyatriOnline

ahmetozbek