Nasıl olur da varoluşçuluk gibi bir sistem, psikanalitik ekolden bu kadar çok teknik miras alır da psikanalitik teorinin kendisini reddeder? Varoluşçuluğun, psikanalitik yaklaşımdan belli temel kavram ve teknikleri aldığı hatta varoluşçu terapinin dinamik bir psikoterapi şekli olduğu yadsınamaz bir gerçektir.
Bireyin içinde çatışmalı güçlerin bulunduğunu ve hem adaptif hem de psikopatolojik olan düşünce, duygu ve davranışın bu çatışmalı güçlerin bir sonucu olduğunu öne süren dinamik model Freud'un insanın anlaşılmasına yönelik en büyük katkısı olmuşken varoluşçuluğun bunu reddetmesi yada terapinin içerisinde kullanmaması bizatihi varoluşçuluğun temel felsefesi açısından doğru olmazdı. Zaten varoluşçuluk Freudyen psikolojideki güdülenmeyi, davranışçılıktaki koşullanmayı, Jungçuluktaki arketipleri ve psikoloji biliminde ne kadar önemli olduklarını kabul ediyorlar. varoluşçu psikoterapinin terapi için yeni kurallar koymaması ve belli bir teknik yaklaşım içinde olmaması da bundandır. Ancak burada mevcut teorilerin, bireyi gerçekten kendisi olarak mı gördüğü yoksa teorilerini bireylere giydirmeye mi çalıştığı bir soru işaretidir.(Corsini,1984) Bu anlamda varoluşçu terapinin dinamik bir terapi olması psikanalitik teoriye yönelik eleştiride bulunmasının çelişkili olduğunu göstermez çünkü varoluşçu terapi, Freudçuların görüşlerini bu anlamda "mekanik" bularak reddetmektedir (Phares, 1992) ve insanın doğası, kaygının doğası, umutsuzluk, yalnızlık, keder, izolasyon ve kuralsızlık hakkında derin sorular sormuş (Corsini, 1984) ve bireyin içinde etkileşim halinde bulunan özel güçler, güdüler ve korkulara ait tamamen farklı bir bakış açısı getirmiştir. Varoluşçu görüş; ne bastırılmış içgüdüsel çekişmelerle ne de içselleştirilmiş önemli yetişkinlerle olan çatışmayı önemsemektedir, onun yerine bireyin varolmanın getirileriyle yüzleşmesinden kaynaklanan çatışma üzerinde durmaktadır .(Yalom, 2001). Varoluşçu görüş psikanalitik teorinin davranışı ortaya çıkartan eğilimlerin, arzuların ve güdülerin deposu olarak bilinçaltını görmesini sorgulamaktadır. Çünkü varoluşçular bilinçaltının "mahzen" olarak görüldüğü bu düşüncenin hastanın terapide, yaptıklarından dolayı sorumluluk alması yerine " bilinçaltım yaptı, ben değil" demesine sebep olduğunu düşünmektedirler.(Corsini,1984) Halbuki varoluşçu görüşe göre insan basitçe uyarıcılara cevap veren bir robot değildir. İnsan seçimler yapan, karar veren, değiştiren, kendini denetleyen bir canlıdır. Bundan dolayı varoluşçu terapi geçmişe yada bugüne vurgu yapmak yerine, seçimler ve sorumluluklara vurgu yaparak hem bugüne biçim vermekte hem de geçmişte sıkışmaktan bireyi kurtararak diğer terapilerden ayrılmaktadır. Yine varoluşçuluk, yıllardır psikanalitik teori başta olmak üzere patoloji vurgulu terapi anlayışına karşı çıkarak terapiyi farkındalığı, hissetmeyi, olmayı, ve özgürlüğü serbest bırakma fırsatı olarak görmüşlerdir. (Phares, 1992). Bu noktadan bakıldığında temel kavram ve tekniklerin ortak kullanımının benzer düşünceleri beraberinde getirmediği açıkça görülecektir.
Bunun yanında köken ve tarih olarak bakıldığında varoluşçuluğun psikanalitik teoriden daha önce temellendiğini ve hatta bunun ötesinde şekillendiğini görebiliriz. Varoluşçuluğun felsefi temelinde Kierkegaard'la beraber Heidegger, Tillich, Sartre, Jaspers gibi isimler bulunurken, psikolojik uygulamalarında ise Binswanger, Boss, Gendlin, Frankl, May ve Laing gibi isimler bulunmaktadır. Varoluşçu düşüncenin atası olarak kabul edilen Soren Kierkegaard'ın (1813-1855), 1841'de Alman filozof Schelling'den Engels ve Burckhard aralarında bulunduğu bir dizi seçkin dinleyiciyle aldıkları Berlin dersleri varoluşçuluğun çıkış noktasını oluşturmuştur. Yine Kierkegaard, Freud'dan yaklaşık bir asır önce insan ruhunun bazı temel dinamiklerine ışık tutmuş ve 1844'de yayınladığı 'Anksiyete Kavramı' adlı kitapçıkla, anksiyeteyi özgün bir bakış açısıyla ele almıştır.
KAYNAKLAR
1- Corsini, R.J. (1984), Current Psychotherapies (3rd ed.), F.E. Peacock Publishers Inc.
2- Phares, Jerry E. (1992), Clinical Psychology (Concepts, Methods and Profession) (4th ed.) , Brooks/Cole Publishing Company
3- Yalon, Irvin (2001), Varoluşçu Psikoterapi (3. baskı), Kabalcı Yayınevi
4- http://www.kemalsayar.com/akademik/akademik3.asp#2











