|
Schopenhauer Tedavi Eder Mi? |
|
|
|
|
Prof.Dr. Hayrettin Kara tarafından yazıldı
Makale No:73
|
|
Çarşamba, 07 Ocak 2009 16:37 PsikiyatriOnline
|
|
'Eğer biz Schopenhauer' in yaşantısıyla yargı verecek olursak onun öğretisinin hiç de içten olmadığını söyleyebiliriz' der Russel Batı Felsefe Tarihi'nde. Ona göre Schopenhauer cimri, merhametsiz, kavgacı, insan sevmez, kötümser biridir. Öyleki Schopenhauer insanlardan çoğu zaman ‘iki ayaklı hayvanlar' diye sözeder. Hatta yaramazlık yapan köpeğini ‘seni gidi insan!' diye azarladığı nakledilir. Yine Russel'dan bir alıntı; ‘Schopenhauer' in yaşamında bilimsel amaçlarla hayvanların canlı canlı kesilmesine karşı çıkacak noktaya vardırdığı bir hayvan sevgisi dışında bir erdem belirtisi bulmak güçtür'.
|
|
Son Güncelleme ( Çarşamba, 07 Ocak 2009 19:38 )
|
|
Varoluşçuluk Psikanilitik Teoriden Farklı Mı? |
|
|
|
|
Mehmet Dinç tarafından yazıldı
Makale No:71
|
|
Salı, 06 Ocak 2009 14:21 PsikiyatriOnline
|
|
Nasıl olur da varoluşçuluk gibi bir sistem, psikanalitik ekolden bu kadar çok teknik miras alır da psikanalitik teorinin kendisini reddeder? Varoluşçuluğun, psikanalitik yaklaşımdan belli temel kavram ve teknikleri aldığı hatta varoluşçu terapinin dinamik bir psikoterapi şekli olduğu yadsınamaz bir gerçektir.
|
|
Son Güncelleme ( Pazar, 11 Ocak 2009 22:07 )
|
|
Derin Demokrasi İçin İhtiyaç Listesi: Diyalog ve Radikal Empati |
|
|
|
|
Prof.Dr. Kemal Sayar tarafından yazıldı
Makale No:69
|
|
Salı, 06 Ocak 2009 07:47 PsikiyatriOnline
|
Şili'li bilge biyolog Humberto Maturana şöyle diyor : ‘Bir insan diğerine hakikatin ne olduğunu söylediğinde gerçekte yaptığı şey itaati talep etmektir. Yani gerçek hakkında ayrıcalıklı bir fikre sahip olduğunu iddia eder'. Bu cümlelerden ‘işitme engelli' ülkemiz Türkiye'nin, büyük hastalıklarına varmak mümkün.
|
|
Son Güncelleme ( Salı, 06 Ocak 2009 14:38 )
|
|
Uzm.Psk.Hande Aydın tarafından yazıldı
Makale No:67
|
|
Pazar, 04 Ocak 2009 15:59 PsikiyatriOnline
|
|
Bir yakınını kaybeden bireylerin yas sürecinde en çok dile getirdikleri şeylerden biri, bu kayba bir anlam vermekte yaşadıkları zorluktur. Günlük hayatımızda, hemen hemen yaşadığımız her olaya bir anlam atfederiz. Bu anlam atfetme süreci, içinde bulunduğumuz dünyayı öngörülebilir olarak algılamamıza yardımcı olur.
|
|
Son Güncelleme ( Salı, 06 Ocak 2009 07:22 )
|
|
Prof.Dr. Oğuz E. Berksun tarafından yazıldı
Makale No:53
|
|
Cuma, 24 Ekim 2008 04:02 PsikiyatriOnline
|
|
Sorun insanın doğasında ve genetik yapısında saklı gibi görünse de bizi deli edecek o kadar çok şey var ki bu yaşam içerisinde. Panik bozukluğundan, sosyal fobiye, yaygın anksiyete bozukluğundan, depresyona, manik depresif bozukluktan şizofreniye, eskiden ruh kanseri denen takıntı/zorlantı bozukluğundan, hastalık hastalığına hatta normal gibi görünen ama hayatımızı zehir eden utangaçlıktan, kıskançlığa, muhterislikten, cimriliğe, başarı korkusu ile bezeli başarısızlıktan, talepkarlığa, boyun eğicilikten, kaprisliliğe, sevgisizlikten aşka kadar delilik diye nitelenebilecek pek çok insan halleri...
Not: Ruhsal hastalıklardan dolayı insanların stigmatizasyonunun yani etiketlenmesinin/damgalanmasının önlenebilmesi için bizlerin terimleri olumsuz yüklerinden arındırmamız gerektiğine olan inancımla yazdığım bir yazı. Suxe isimli bir popüler dergide yayınlandı.
|
|
Son Güncelleme ( Pazartesi, 20 Nisan 2009 23:34 )
|
|
|
Televizyon ve Çizgi Filmlerin Çocukların Değer Oluşumuna Etkileri |
|
|
|
|
Prof.Dr.Kemal Sayar, Mehmet Dinç tarafından yazıldı
Makale No:72
|
|
Salı, 06 Ocak 2009 14:28 PsikiyatriOnline
|
|
Amasya'da izlediği filmden etkilenen 7 yaşındaki çocuk, oyun oynadığı sırada dizideki intihar sahnesini canlandırırken, boğazına bağladığı iple intihar etti.[1]Mersin'de izlediği pokemon çizgi filminin etkisinde kalan küçük çocuk kendisinin oyunun uçan kahramanlarından 'Cheristır' olduğunu düşünerek 7. kattaki evlerinin penceresinden aşağıya atladı.[2]
|
|
Son Güncelleme ( Pazar, 11 Ocak 2009 21:24 )
|
|
Bilişsel Açıdan Anksiyete |
|
|
|
|
Doç.Dr. Hakan Türkçapar tarafından yazıldı
Makale No:70
|
|
Salı, 06 Ocak 2009 07:54 PsikiyatriOnline
|
|
Bilişsel kuramın kendisinden önceki kuramlara kıyasla getirdiği en büyük yenilik o güne dek bir duygusal bozukluk olarak görülen anksiyetenin temelinde bir düşünce bozukluğunun yani abartılı tehlike algısının yattığını söylemesidir.
|
|
Son Güncelleme ( Salı, 06 Ocak 2009 14:34 )
|
|
Prof.Dr. Kemal Sayar tarafından yazıldı
Makale No:68
|
|
Salı, 06 Ocak 2009 07:39 PsikiyatriOnline
|
|
Bellek politikalarının şaha kalktığı bir dönemden geçiyoruz. Geçmişle uğraşıyor, tarihi bugünün ışığında yeniden yazmak istiyoruz. Çünkü geçmiş, orada halledilmemiş bir mesele kaldığında, bizi hapseder. Belleği arındırmak istiyoruz.
|
|
Son Güncelleme ( Salı, 06 Ocak 2009 14:53 )
|
|
Dr. Nedim Havle tarafından yazıldı
Makale No:62
|
|
Perşembe, 27 Kasım 2008 00:35 PsikiyatriOnline
|
|
Geniş anlamıyla yabancılaşma; kişinin çevresine olan uyumunun azalması, özellikle de kişinin üzerindeki çevre denetiminin kalkması, bu denetim ve uyumun giderek azalması, kişinin yalnız ve çaresiz hissetmesine yol açması olarak tanımlanır. Küreselleşme ile birlikte yabancılaşmanın toplumsal bir üst sınıf olma yolunda vazgeçilmez bir aşama olduğunu savunan bilim insanları vardır. Tam aksine, yabancılaşmanın kültürel bir soykırım ve emperyalist sistemin hegemonyası için gerekli olduğunu savunan görüşler de varlığını devam ettirmektedir. Her ne olursa olsun yabancılaşma bireyin varlığı üzerinde iniş-çıkışlara yol açan ve sonuçları sistematik biçimde sorgulanması gereken bir hal almıştır.
|
|
Son Güncelleme ( Salı, 03 Şubat 2009 03:32 )
|
|
Dr. Nedim Havle tarafından yazıldı
Makale No:52
|
|
Cuma, 24 Ekim 2008 02:24 PsikiyatriOnline
|
|
Türkiye’de az gelişmiş bölgelerden iş olanaklarının daha geniş olduğu sanayi ve ticaret merkezleriyle, iklim koşullarının daha elverişli olduğu turizm merkezlerine doğru yoğun bir iç göçün yaşandığı görülmektedir. Yaşanılan bölgenin doğal koşulları, sel baskını, deprem, yerleşim yerinin baraj altında kalması ve terör zorunlu göçe yol açabilmektedir.
|
|
Son Güncelleme ( Salı, 02 Aralık 2008 08:34 )
|
|